İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.09.1997 - Hayra Vesile Olmak, Cami Yapmak, Zikrederken Ağlayan Kul, Dini İyi Bilmek

05.09.1997 - Hayra Vesile Olmak, Cami Yapmak, Zikrederken Ağlayan Kul, Dini İyi Bilmek
Günün Sohbeti

05.09.1997 - Hayra Vesile Olmak, Cami Yapmak, Zikrederken Ağlayan Kul, Dini İyi Bilmek

30.06.2026
11 dk 21 sn

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;

Müslim'in rivayeti. İmam Müslim, hadis alimi, Sahih-i Müslim'de yazmış.

Men delle alâ hayrin felehû mislü ecri fâilih.

"Kim bir hayrı işlemeye kılavuzluk ederse, vesile olursa, sebep olursa, yol gösterirse; felehû mislü ecri fâilih, o hayrı bizzat yapan kimsenin kazandığı sevap kadar, vesile olana da sevap verilir."

Çünkü delâlet etti, kılavuz oldu. O da sevap kazanır.

Demek ki insan doğrudan doğruya kendisi hayır yapamasa bile birisini o hayrı yapmaya teşvik eder, o hayrı gösterirse; "Bak burada bir hayır var, bunu yapsan çok sevap kazanırsın kardeşim!" derse; ötekisi de o işi yaparsa, bu beriki söyleyen insan da aynı sevabı alıyor.

Demek ki insan diliyle bile sevap kazanabilir. Diyelim ki bir semtin ahalisi bir cami yaptırmak istiyor. Gecekondu muhiti, civarda bir cami yok. Zavallılar camisizliğin sıkıntısını çekiyorlar. Birisi bir zengine geliyor, diyor ki;

"Bizim mahallede cami yok efendim, siz hayır hasenât sahibisiniz, lütfetseniz de bir yeri cami yapıverseniz!" diyor.

Zengin de;

"Peki kardeşim, hay Allah razı olsun, memnun oldum. Göreyim bakayım mahallenizi." diyor.

Kalkıyor, gidiyor:

"Tamam, şurası uygundur."

Oraya bir cami yapıveriyor. Tabi camiyi yapan sevabı alıyor ama "cami yapılsın." diye vesile olan da sevap alıyor.

Bizim Ankara'da oturduğumuz semt Merkez Bankası Evleri'ydi. Mimar her şeyi düşünmüş. Merkez Bankası memurları için kooperatif kurmuşlar. Dönümlerce araziyi temin etmişler. Evler yapılmış, bahçeli bahçeli villalar, güzel güzel planlar yapılmış, uygulanmış. Köşesinde dinlenme parkı var. Çarşı, pazar yeri var, çeşit çeşit dükkanlar U harfi şeklinde sıralanmış. Sinema yeri var, sığınak yeri var. Biz oraya gittik. Her şeyi var, camisi yok, cami yeri yok! Mimar; "Bu adamlar için bu aileler için ibadet yeri lazım." diye düşünmemiş. Yer yok.

Sonunda orada bir cami oldu. Evlerden bir tanesini aldık. Kocaman, güzel bir cami oldu. Vesile olanlardan Allah razı olsun.

Ne oldu şimdi?

Camiyi yapanlar da vesile olanlar da sevabı kazandılar. Eğer mimar oraya bir cami yeri koysaydı, başkaları delâlet etseydi, onlar sevap alacaklardı. Onlar yapmadılar, sonradan gelenler yaptılar, sevabı onlar aldılar.

Mesela diyelim ki fakir bir kimsenin mahallesinde çok yoksul birisi var. Bir zengine gidiyor, diyor ki;

"Bizim mahallede bir fakir aile var, açlıktan ölüyor. Benim param yok, yardım edemiyorum, siz yardım eder misiniz?"

"Göster onu bakalım, hangi evde oturuyormuş?"

Zengin, arabasına atlıyor, gidiyor. Pirinçler, etler, kavurmalar, sucuklar, pastırmalar dolduruyor, o eve götürüyor, hemen hepsini boşaltıyor. Evde bir şenlik, bir bayram, bir sevinç. Elhamdülillah çoluk çocuğun yüzü gülüyor. Kimisi sucuğa sarılıyor, kimisi pastırmaya. Memnun oluyorlar. Şimdi bu zengin epeyce bir sevap kazandı, tamam.

Ama bu sevaba delâlet eden kim?

Onu söyleyen falanca şahıs...

"Hayra delâlet eden de onu işleyen kadar sevap alır." diyor Peygamber Efendimiz.

Demek ki maddî imkânımız olmasa kendimiz yapamasak bile hayırların yapılmasına kılavuz olmalıyız, delâlet etmeliyiz, vesile olmalıyız, yol göstermeliyiz bu da sevap.

Bu en çok yöneticilerin kulak vermesi gereken bir hadîs-i şerîftir.

Mesela bir insan büyük bir makama geliyor, mevkiye geliyor, yüksek bir dereceye çıkıyor. O makamın kendisine sağladığı birçok imkân var. O imkânları hayra kullanır da birçok hayrın yapılmasına vesile olursa sevap alır. Makamına dayanarak birçok hayrın yapılmasını engellerse o zaman da pek çok günah yüklenir. Allah aklını başına toplamayı nasip etsin. Bütün insanlara hayırlı işler yapmasını nasip etsin.

Bazısı hayrı yapmıyor, aksine hayrı engelliyor, çelmeliyor.

Neden?

Allah bazı insanlara iyilik yapmayı nasip etmiyor. Yüzü kara olduğundan, Allah'ın sevmediği kul olduğundan, şeytanın esiri olduğundan Allah ona hidayet vermiyor.

Vallâhu lâ yehdi'l-kavme'z-zâlimîn . "Allah zalimlere hidayet vermez."

Zalim olduğundan hidayet vermiyor, o da hayırlı işi yapamıyor. Allah o duruma düşürmesin.

Bir hadîs-i şerîf daha eklemek istiyorum.

Men zekerallâhe fe-fâddat aynâhü min haşyetillâh. Hattâ yusîbe'l-arda min dümûihî lem yüazzibhü yevme'l-kıyâmeh

Bu hadisi Hâkim Müstedrek'inde rivayet etmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki:

Men zekerallâh. "Kim Allah'ı zikrederse..."

"Allah, Allah" derse, "lâ ilâhe illallah" derse, "Sübhânallah, elhamdülillâh, Allahu ekber, "Hasbiyallâh..." veyahut, "Yâ Hayyu Yâ Kayyûm, Yâ Allah, sübhânallâhi ve bihamdihî, sübhânallahi'l-azîm..." veya "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed..." veya "Lâ havle ve lâ kuvvete ilâ billâh..." derse...

Zikirlerin pek çok çeşitleri var.

"Kim Allah'ı zikrederken fe-fâddat aynâhü, iki gözünde yaşlar birikip de gözlerinden yaşlar dökülürse..."

Neden?

Min haşyetillâh. "Allah'tan korktuğu için."

"Benim hâlim nice olacak? İyi kulluk yapamadım. Yarın Allah beni Mahkeme-i kübrâ'da hesaba çekerse ben ne cevap vereceğim? Aman Allah'ım, beni affet yâ Rabbî!" diye, zikrederken Allah korkusundan gözyaşlarını dökerse...

Hattâ yusîbe'l-arda min dümûihî. "Gözyaşları yerlere inci taneleri gibi saçılırsa, damlarsa, yere değerse." Lem yüazzibhü yevme'l-kıyâmeh. "Allah o ağlayan kulunu, zikrederken Allah korkusundan ağlayan kulunu, yerlere gözyaşları saçılan kulunu kıyamet günü azaba uğratmaz."

"Affettim seni! Sen gözü yaşlı benden korkan, beni zikreden takvâlı, haşyetli, iyi bir müslümandın." diye Allah onu azaplandırmaz, cehennemine atmaz, cennetine sokar.

Bunun gibi zikrullahın kıymetini, takvânın kıymetini, Allah'tan korkmanın kıymetini gösteren yüzlerce hadîs-i şerîf var.

Şimdi bu münasebetle hemen söyleyeyim. Bazı kimseler zikre karşı, bazı kimseler Allah'tan korkmaya karşı. Polisten korkuyor, mahkemeden korkuyor, kırmızıda geçerse trafik cezası yiyeceğinden korkuyor, kazadan korkuyor, hastalıktan korkuyor, AİDS'ten korkuyor, vesaireden korkuyor, kadın hamile kalıp doğum yapmaktan korkuyor. Çeşitli korkular var. Hiç kimse bunların birisine bir şey demiyor.

İnsan Allah'tan korkmaz mı?

Allah, kendisine âsi olanı cezalandıracak. Onun karşısına çıkanlar var, zikrin karşısına çıkanlar var.

Bunların temelinde ne yatıyor?

Hadîs-i şerîfleri bilmemek yatıyor. Dinini bilmiyor, sadece kulaktan dolma birkaç malumat var. Kafasındaki din hakkındaki düşünceleri şöyle üç beş malumattan başka bir şey değil. Yalan yanlış, yalancı gazetelerin yazdığı, yanlış bilgilerle bilgilenmiş, İslâm'ı doğru bilmiyor. İslâm diye bildiği, kendisinin sapık görüşleri. Onu İslâm sanıyor; bir de hakiki müslümanları beğenmiyor. Kur'an'ı beğenmiyor, hadisi beğenmiyor.

Öyleleri var ki hadis okuyorsun. "Olmaz öyle şey!" diyor.

Zikrin karşısında. Halbuki hadiste, Kur'an'da zikir var.

Haşyetullahın karşısında, takvânın karşısında. Halbuki Allah'ın Kur'an'da en çok tavsiye ettiği şey havfullah, haşyetullah. Allah'tan korkup iyi kul olmak, hizaya gelmek, yanlış iş yapmamak. Allah'ın emirlerini çiğnememek, yasaklarını işlememek. Bunların hepsi önemli şeyler.

Burada yine tasavvufun zaferini görüyoruz. Bu hadisleri okudukça tasavvuf zafer kazanıyor.

Gözyaşı dökmek, zikretmek, zikrederken heyecanlanmak, âşık-ı sâdık olmak ne kadar kıymetli! İnsan cehennemde yanmayacak, Allah'ın sevgili kulu olacak, cennete girecek. Cemâline, lütfuna, iltifatına, selamına mazhar olacak.

Ne kadar güzel!

Allahu Teâlâ hazretleri bizi; eğriyi doğruyu bilip anlayıp ayırt edebilecek meziyete sahip eylesin. Aldananlardan, şaşıranlardan veya aldatıcıların, kandırıcıların, sahtekârların aldatmasından etkilenmeyecek kadar basiretli müslüman eylesin, ârif müslüman eylesin, ferasetli müslüman eylesin. Hakkı hak olarak görüp ona uymayı nasip eylesin. Allah'ın sevdiği işleri, Resûlullah'ın beğendiği işleri yapmayı nasip eylesin. Allah'ın sevmediği işlerden, günahlardan, haramlardan uzak durmayı nasip eylesin.

Günahları işleyenler neden işliyorlar?

Zevkli olduğundan işliyorlar. İçki zevkli, kumar zevkli, heyecanlı. Daha başka günahlar... Saymaya utanıyorum.

Allah bizi basiretli kul eylesin. Günahlardan uzak duran, sevapları işleyen, sevdiği kullarından eylesin. Aziz ve sevgili kardeşlerim! Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Kahrına, gazabına uğramaktan korusun. Yanlış yollara saptırmasın. Sevdiği kul olarak yaşatsın, huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip etsin.

Kıyamet günü, mahşer yerine yüzümüz dolunay gibi, mehtap gibi nur saçarak varmayı nasip etsin.

"O da ne demek öyle, oraya nasıl varılır?" derseniz, aklıma bir hadîs-i şerîf daha geldi. Bu zikirle ilgili olarak;

"Yüz defa lâ ilâhe illallah diyen kimse, mahşer yerine yüzü mehtap gibi parlayarak, dolunay gibi nur saçarak gelir." diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.

Onun için siz cahillerin sözlerine aldırmayın. Kur'an'a sımsıkı sarılın, sünnet-i seniyyeyi öğrenin ki neyin doğru, neyin eğri olduğunu ancak o zaman fark edebilirsiniz. Tasavvufun hakikatini sezersiniz, takvâyı anlarsınız, mârifetullaha erersiniz. Aşkullah, muhabbetullah, Allah sevgisi, Allah aşkı gönlünüze yerleşir de o zaman evliyâ olursunuz.

Allah sizi evliyâ eylesin. Cennetiyle, cemâliyle, sevdikleriyle haşreylesin. Sevdiklerinizi de sizin yanınızdan eksik etmesin. Çoluk çocuğunuzla, ana babanızla, dost ve akrabalarınızla beraber cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA