İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.09.1997 - Yardımlaşmak, 3 Çeşit Fayda Vardır

05.09.1997 - Yardımlaşmak, 3 Çeşit Fayda Vardır
Günün Sohbeti

05.09.1997 - Yardımlaşmak, 3 Çeşit Fayda Vardır

08.07.2026
15 dk 31 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

İmam Müslim'in, Müslim İbn Kuteybe'nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum. Biliyorsunuz İmam Müslim, hadis alimlerinin en muhteremlerinden; en sağlıklı, sahih hadisleri rivayet edenlerden birisidir. Onun kitabında rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

Meni'stetaa minküm en yenfea ehâhü fe'l-yenfa'hü. "Ey Müslümanlar! Sizden biriniz kardeşine yardım etmeye güç yetirebilirse yardım etsin. Faydalı olmaya gücü yeterse faydalı olsun."

Burada kardeşten maksat dindeki kardeşliktir, imandaki birlik ve beraberliktir. Bütün müslümanlar birbirlerinin kardeşi olduğundan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle ifade buyurmuş.

Demek ki müslüman, bu hadîs-i şerîfle, Peygamber Efendimiz tarafından müslüman kardeşine yardımcı olmakla, faydalı olmakla görevlendiriliyor. Faydalı işler yapmaya teşvik ediliyor. Zaten herkesin bildiği, duymuş olduğu bir hadîs-i şerîf var:

"İnsanların en hayırlısı, insanlara, halka en faydalı olanıdır."

Demek ki müslüman olarak, elimizden geldiğince çevremize faydalı olmaya çalışacağız. Zararlı olmamaya, fayda sağlamaya, başkalarına menfaat sağlamaya çalışacağız. Diğerbîn olacağız; başkalarını kayırıcı, kollayıcı, iyilik yapıcı olacağız. Elimizden ne türlü iyilik gelirse onu yapacağız.

Faydalı olmanın çeşitleri sayılamayacak kadar çoktur; say sayabildiğin kadar. Faydalı çalışmaların hepsini sıralayabiliriz. Ama bunların önceliğini düşünecek olursak müslüman kardeşine bir müslümanın yapacağı en faydalı yardım, onun Allah'ın rızasını kazanmasına sebep olmaktır. Öyle bir şey yaptırmalı ki o işi yaptığı zaman Allah da onu sevsin. Böyle bir şey çok uygun olur. Allah'ın rızasını, sevgisini, hoşnutluğunu kazanmaya sebep olacak bir iş.

Tabi bu da en başta insanın salih bir insan olması, doğru yola girmesi, iyi bir müslüman olması olduğu için, başka müslüman kardeşlerinin dinini öğrenmesi, iyi müslüman olması, salih bir insan olması, mükemmel, olgun bir müslüman olmasını sağlayıcı yardımlar, çalışmalar, eğitimler, irşadlar en faydalı çalışmalardır. Çünkü sonuç itibariyle eğitilen, irşad edilen, uyarılan insan, iyi insan olacak da cennetlik olacak, cenneti kazanacak. Kötü insan da yaptığı kötülüklerin cezası olarak cehenneme atılacağı, yakılacağı için, onu yakılmaktan, cehenneme itilmekten, atılmaktan, azap görmekten kurtarmak çok büyük bir menfaat, çok büyük bir fayda oluyor. En başta gelen şey bu.

Onun için aziz ve sevgili kardeşlerim, evvela kendimizden ve etrafımızdaki yakınlarımızdan, eşlerimizden, çoluk çocuğumuzdan, akrabamızdan başlamak üzere;

Ve enzir aşîreteke'l-akrabîn diye âyet-i kerimede Allahu Teâlâ hazretleri, Peygamber Efendimiz'e en yakın aşiretlerini, "Sana hısım olan kabileleri İslâm'a çağır." diye yakınlık sırasına göre öncelikle onlara hitap etmelerini buyurduğu gibi; biz de bizim emrimiz, korumamız, himayemiz altındaki, bizim çatımız altındaki insanlardan başlayarak eşimize, çoluk çocuğumuza, halamıza, teyzemize, evimizde barındırdığımız kimselere, gücümüz yeten, bizi sayan, bizi seven, hatırımızı kollayan kimselere, arkadaşlarımıza, dostlarımıza, hemşehrilerimize derece derece, halka halka faydalı olmak için çalışmalıyız.

Önce onları doğru yola çekmeye çalışmalıyız. Çünkü iman, en önemlidir. İman olmadıktan sonra dünya malının, servetinin, zenginliğinin, rahatının, rehavetinin, refahının da kıymeti yoktur. İnsanın önce mü'min olması lazım. Ondan sonra hayatı meşakkatlerle, imtihanlarla dolu olsa bile önemli değil. Sonunda cennetlik olacaktır.

Sahabe-i kirâm, enbiyâullah, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz başta olmak üzere Allah'ın bütün sevgili kulları biliyoruz ki hayatlarını sıkıntılar içinde yaşadılar. İslâm'ı yayarken, öğretirken, Allah'ın emirlerini tutarken, uygularken çok sıkıntılar çektiler.

Sıkıntı çekilebilir, önemli değil. Tabi biz zayıf kullarız; "Sıkıntıyı istiyoruz, kabadayılık yapıyoruz." mânasına değil. "Gelirse gelsin, korkmam!" gibi bir efelik yapmak durumunda değiliz ama insan sıkıntılara da katlanabilmeli; sabırlı, sebatlı, gayretli olmalı. İnsanları doğru yola çekmeye çalışmalı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in insanları irşad vazifesini güzel güzel devam ettiren, insanları doğru yola çekmeye çalışan insanların başında mürşid-i kâmiller gelir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

el-Ulemâü veresetü'l-enbiyâ'. "Peygamberlerin varisleri, onların vazifesini devam ettiren mânevî varisleri alimlerdir, şeyhlerdir, mürşid-i kâmillerdir, evliyâullahtır, ârif kullardır."

İslâm'ı bilen, fıkhı bilen, Kur'an'ı bilen, imanı bilen, hakka'l-yakîn imana sahip olan, başkalarına bunu öğretmek için çalışan kimseler bunlardır. İsim olarak söylemek gerekirse Mevlânâ'lardır, Yunus Emre'lerdir, Eşrefoğlu Rûmî'lerdir, Hacı Bayram-ı Velî'lerdir, Hacı Bektaş-ı Velî'lerdir, İbrahim Hakkı Erzurumî'lerdir, İsmâil Hakkı Bursevî'lerdir, Abdülehad-i Nurî'lerdir, Aziz Mahmud-u Hüdâyî'lerdir, nice nice mübarek kullardır.

En büyük fayda, insanı mü'min yapmaktır. Ona yapılabilecek en büyük iyilik, onu İslâm'a çekmektir, onun hidayetine vesile olmaktır; bu bir.

Tabi derece derece başka türlü faydalar da sağlanabilir. Mesela açsa ikram edilir, yiyecek verilir, maddî yardımda bulunulur. Hastaysa tedavisine koşulur. Çoluk çocuğu fazlaysa geçimine yardım edilir.

Mesela "amcası Ebû Tâlib'in çocukları çok" diye, Peygamber Efendimiz Hz. Ali'yi yanına evlatlık gibi almış. Ötekisini Cafer-i Tayyar Efendimiz almış. Derken çocukları böyle paylaşarak geçim yükünü hafifletmeyi düşünmüşler. Bu da bir sünnet. Böyle çoluk çocuğu fazla olan insanlara yardımcı olmak da bir sünnet oluyor.

Böyle maddî yardımlar olabilir. Açsa yedirilir, çıplaksa giydirilir, soğuktan, açlıktan, hastalıktan korunur. Bu da maddî yardımların bazı örnekleri. Çeşitleri çoğalabilir.

Peki bir adam zalimse, bir adam günahkârsa, bir adam kötü huyluysa, fenaysa, kavgacıysa vesaire, -hani hatırınıza gelebilen kötü şeyleri sıralayın aklınızdan- müslüman ama iyi eğitim görmemiş, huyları kötü, etrafına zararlı oluyor.

"Peki ben buna nasıl fayda sağlayabilirim?"

"İteyim kenara, atayım, sileyim defterden, bununla hiç konuşmayayım, ilgilenmeyeyim!" denilebilir.

Ama İslâm böyle demiyor. Müslüman yine onunla ilgilenecek. Onun zulmünü engellemeye çalışmak da bir yardımdır. Bir adam günah işliyor; onun günah işlemesini engellemek de ona yardımdır. Çünkü günaha girmeyecek. Bir adam zulüm yapıyor, zulmünü engellemek de ona yardımdır.

Hatta meşhurdur; Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde nasıl buyurmuş?

"Müslüman kardeşiniz zalim de olsa ona yardım ediniz, mazlum da olsa yardım ediniz!

Demişler ki;

"Yâ Resûlallah! Mazlum olunca yardımına koşalım, ezdirmeyelim, zulümden kurtaralım, gadirden kurtaralım. Ama zalimken nasıl yardım edeceğiz? Gidip biz de mi dövülen insana bir yumruk mu patlatacağız, kafasına bir balyoz mu indireceğiz?"

"Hayır! Zalimin zulmünü engellemek ona yardımdır." diyor Peygamber Efendimiz.

Bu çok önemli bir noktadır.

Demek ki bizler şimdi yaşadığımız devirde, yaşadığımız çevrede, ülkemizde, vatanımızda, bölgemizde, şehrimizde, kasabamızda, köyümüzde herkese böyle, bu tarzda yardımcı olabiliriz. İyi müslümansa, iyi insansa, bakarız ne gibi bir yardıma ihtiyacı var; yardımcı oluruz. Kötü insansa onu kötülükten kurtarmaya, iyi insan yapmaya çalışırız; bu da bir yardım. Bu da az bir şey değil; bu da önemli, bu da sevaplı.

Sonunda kötü bir insanı iyi bir insan yapabilmek çok güzel bir şey!

Hani bazen zalimler müslümanlara çatıyorlar, müslümanlara yan gözle bakıyorlar; ""Bize karşı çıkıyor, bize muhalefet ediyor." diyorlar.

Sevinsinler; aslında biz onlara iyilik yapmak istiyoruz, onları günahtan kurtarmak istiyoruz. Bizim duygularımız, kötü insanlara karşı da güzel. Kötü, zalim insanlara karşı da bizim yapmak istediğimiz şey; onların iyi insan olması, günaha girmemesi, cehenneme düşmemesi, cenneti kazanmasıdır. Bu da bir çeşit yardım.

Demek ki yardımın akla, hayale gelmeyen başka çeşitleri de olabiliyor. İlk başta hemen hatıra gelmeyecek şekillerde de yardımlar olabiliyor.

Zalimse zalime zulmünü yaptırmamak. Rüşvetçiyse rüşvetçiye rüşveti aldırmamak. Kaytarıcıysa, işini doğru düzgün yapmayan bir kimseyse, onu hizaya getirmek, yola getirmek, nizam-ı âlemi sağlamak. O da bir yardım oluyor.

Onun için müslüman gece gündüz toplumun faydasına çalışmalı, insanların doğru yola gelmesine çalışmalı. İslâm'ın hâkim olmasına, imanın kuvvetlenmesine, Kur'an'ın öğrenilmesine, İslâm'ın cihanın her yerine yayılmasına, payidâr olmasına çalışmalı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in nasihati kulağınıza küpe olsun, lütfen hatırınızda kalsın ve İslâm'a, müslümanlara faydalı olmak için ne gerekiyorsa yapın. Mazluma, mazlum olduğu için yardım edin; zalime, zulmünü engelleyerek yardım edin. Açları doyurun, çıplakları giydirin. İslâm'ı bilmeyenlerı doğru yola çekmek için çalışın. İrşad müesseselerini destekleyin. İrşad eden kurumlara, kuruluşlara, İslâm'ı öğreten teşkilâtlara üye olun, yardımcı olun. Maddeten, mânen faydalı olmaya siz de böylece katkıda bulunun.

Faydalı olmanın çok çok çeşitli yolları var. Biz faydayı üçe ayırıyoruz. "Bizim grubumuz, İskenderpaşa Cemaati zümresi olarak üç çeşit fayda var." diyoruz. Yaptığımız faaliyetleri bu üç faydayı düşünerek yapıyoruz.

Birinci fayda, maddî faydadır.

Açsa doyurursun. İkinci fayda ictimâî fayda.

Bazen; "Bir faaliyeti yapalım mı, yapmayalım mı?" diye düşünüyoruz. Yapacağız, çok masraf olacak, çok para harcanacak.

Ne yapalım?

Para harcanacak, para kazanmıyor, kurtarmıyor. Şimdiki tabirle, kârlılığa "rant" diyorlar. "Rantable" değil, "kâr getirici" değil. Verdiğinden fazlasını alamıyorsun, boyuna para gidiyor.

Mesela bizim radyo yayınlarımız... Bunlar masraf yiyen müesseseler... Ama biz düşünüyoruz: Bunları dinleyen kardeşlerimiz memnun oluyorlar. Zevkle dinliyorlar, teşekkür ediyorlar. Telefon açıyorlar; "Allah razı olsun!" diyorlar. Eğitim oluyor, bilgi gelişmesi oluyor.

Bizim müesseselerimiz bir mektep, bizim müesseselerimiz bir ekol. Elhamdülillah bizim yolumuz başkalarına ışık tutan, gündemi meydana getiren bir ilim, irfan kaynağı. Tabi para gidiyor ama biz bunu yapıyoruz. Çünkü burada ictimâî faydalılık var. Masraf var, zahmet var, ama ictimâî bakımdan faydası var. Bu da ikinci fayda.

Bir de üçüncü fayda var, en yüksek fayda da bu:

Manevî fayda, yani sevap. Bir şeyi yapıyorsun, masraf oluyor, elden para gidiyor, paralar tükeniyor, geriye gelen kârı yok. İctimâî bir kârlılık da yok ama yaptığın zaman sevap var. İşte o sevaplı işi de yapmak lazım.

Hatta sevabı kazanmak için insanlar ne yapıyor, dedelerimiz ne yaptılar?

Canlarını verdiler.

İnsanın en kıymetli, en aziz varlığı candır, onu da verdi mi nesi kalacak? Bir şeyi kalmıyor. İnsan canını veriyor.

Neden?

"Sevabı kazanacağım, şehit olacağım, cennetlik olacağım!" diye.

Siz bu imanı kaldırın bu milletten, ne hayır yapar, ne işe yarar. İnsanı hayırlı insan yapan işte bu iman, İslâm'ın bu duygusu. Şimdi bazıları belki bunu saflık olarak düşünüyor.

"Canım bu yirminci yüzyılda herkes menfaatini düşünürken bunlar da tutmuşlar, Allah'ın safları, hacı babalar, hoca efendiler kesenin ağzını açmışlar, boyuna masraf ediyorlar, hiçbir kârlı tarafı yok bu işin." diyorlar.

Hatta sonunda zahmetler var, meşakkatler var. Hatta bazen itilip kakılıyor, horlanıyor, damgalanıyor, karalanıyor. Ama yine yapılıyor.

Neden?

"Sevap var." diye.

Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim!

Müslümanlara maddeten faydalı olmaya çalışın, ictimâî yönden faydalı olmaya çalışın, mânevî bakımdan faydalı olmaya çalışın, sevap kazanmaya çalışın.

Allah sizi evliyâ eylesin. Cennetiyle, cemâliyle, sevdikleriyle haşreylesin. Sevdiklerinizi de sizin yanınızdan eksik etmesin. Çoluk çocuğunuzla, ana babanızla, dost ve akrabalarınızla beraber; cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin, aziz ve sevgili kardeşlerim!

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA