04.07.1997 - Toplum ve İslam, Tasavvuf

04.07.1997 - Toplum ve İslam, Tasavvuf
İslâm olmayınca toplum çalışmaz!
Neden?
Herkes kötü, herkes bir kötülük yapacak; herkesin başına bir polis dikemezsin!
Bu toplum neden böyle oldu?
Benzini kalmadı, benzini bitti.
Bu toplum ileri gitmez!
İslâm darılmış, darıltılmış gitmiş veya itilmiş kakılmış veya horlanmış, uygulanmamış!
"Hocam İslâm var ya…"
Bizde bile İslâm tam değil! Biz müslümanlar tam müslüman olsak zaten toplum güzel olur!
Türkiye'nin yüzde doksan küsuru, eskiden yüzde doksan dokuzdu, biraz azalmış olabilir, yüzde on fire olmuş olabilir, yüzde doksanı müslüman!
Yüzde doksanı Müslümanmış… Değil!
İslâm'ca yaşamıyor, İslâm'ca davranmıyor, güzel huylu değil!
Hepimizi sil süpür! Mevlânâ hazretleri gelsin, Yunus Emre gelsin; yâ mübarekler, gelin bakalım… Burası değişir, Avrupalılar gelir, müslüman olur! Yunanlı düşmanlığı bırakır, Bulgar bırakır, Rus bırakır…
Neden?
O Mevlânâ. Onun öyle yüksek fikirleri var ki! Yunus öyle güzel ahlâklı bir insan ki gönülleri fetheder, gönül kalelerini fetheder!..
Biz Türkiye'de birbirimizin gönlünü fethedememişiz, birbirimize düşmanız.
Neden?
İslâm gitmiş, ahlâk gitmiş!
Bencillikle, İslâmsızlık'la, İslâm'dan yoksunlukla mutluluk olmaz!
Benzinsiz araba gitmez, o kadar!
"Hocam gel bakalım, sen bu işlerden biraz anlıyorsun, bizim evde elektrikler yanmıyor. Lamba var, her şey var; Anahtarları çeviriyoruz, hiç yanmıyor…"
Gözümün önüne mumu tutun bakayım; sigortayı bağlamamışsınız, şebekeden buraya cereyan gelmiyor ki! Cereyan gelmedikten sonra bu evin hiçbir elektrikli aleti çalışmaz!
Neden?
[Cereyan] gelmemiş!
İslâm olmadığı zaman da toplumun hiçbir yeri çalışmaz, felç olur!
"Hocam, sen müslüman olduğundan sen bunları tarafgir olarak söylüyorsun! Eline fırsat geçti, İslâm'ın reklamını yapıyorsun…"
Muhterem kardeşlerim!
Hayır, bîtaraf olarak söylüyorum, başka içtimaiyat alimleri, batı dilinden sosyologlar da söylüyor: Dinsiz toplum olmaz!
Sen yöneldiğin Batı'yı dinsiz mi sanıyorsun, Amerika'yı dinsiz mi İngiltere'yi, Almanya'yı dinsiz mi sanıyorsun?!..
Vallahi değil! Ben gittim gördüm, her köşede bir kilise hem de çalışıyor, hepsi kiliseye gidiyor, hepsi dinlerine bağlı, tarihlerini biliyor! Canlarını verecek gibi keselerini açmışlar, yardımcı oluyorlar… Senden ve bizim toplumdan çok daha dindar. Kendi dinlerine bağlılıklarını ölçebilsek onların bağlılığı bizden fazla! Onların kendi dinlerine bağlılığı bizimkilerden fazla! Bizim kendi dinimizi uygulamamız onlarınkinden az, uygulamıyoruz!
Müslüman Müslümanlığı uygulamıyor!
"Hocam, nereden belli, bir iki gösterge [sunar mısınız]?"
Peygamber Efendimiz 1400 yıl önce dişleri temizleyecek misvak kullanmış. Ağzını aç, bir hoh de bakayım, dişlerini göster; sapsarı! Sen daha diş temizliğini, Peygamber Efendimiz'in yaptığı şeyi yapmamışsın! Peygamber Efendimiz yıkanmayı tavsiye buyurmuş; cuma guslü çok sevap, günde beş defa abdest almak var! Ayaklarını uzat, göreyim bakayım! Aman, kaçacak gibi, çok kokuyor!..
Neden?
Yıkamıyor, yıkamak lazım!
et-Tuhûru şatru'l-imân.
Peygamber Efendimiz ne buyuruyor?
"Temizlik imanın bir yarısıdır!"
Az bir parçası değil, imanın bir yarısı temizliktir! Bir tarafı inanç tarafıysa bir tarafı da temizliktir, her şey tertemiz olacak!
Ben bir yere gittim mi deli divane oluyorum. Şu hocanız, emekli profesör; vallahi lavabo siliyorum billahi lavabo siliyorum! Kirliliğine dayanamıyorum. Lavaboyu siliyorum, sonra elimi sabunla yıkıyorum. Benden sonra gelen burayı temiz bulsun. Vallahi yapıyorum!
Bunun biraz da tasavvufî yönü var, evliyâullah büyüklerimiz nefsi kırılsın, biraz ahlâkı güzel olsun filan diye dervişleri böyle süflî işlere sürerlermiş.
Ahlâkın güzel olmasının kaynağı nedir?
Nefsi terbiyedir!
Nefsin terbiyesi nedir?
Tasavvuftur!
Sen bugün tasavvufu en büyük düşman ilan edersen insanların nefsi terbiye olur mu? Nerede terbiye edeceksin, stadyumda mı terbiye edeceksin?!..
Stadyumda "Yuh!" diye bağırıyor, kafasına şişe atıyor, hakemi dövüyor, iki takım birbirine giriyor, seyirciler birbirini öldürüyor, maç olduğu zaman facia olabiliyor…
Bu milleti stadyumda mı terbiye edeceksin, yoksa okulda mı?!..
Terbiye nerede olur?
Tasavvufla olur, Allah korkusuyla olur!
Re'sü'l-hikmeti mehâfetullah. "Terbiyenin, -filozofluğun, filozofluk değil bilgeliğin- hakimliğin kökü, kaynağı, esası Allah'a inanmaktır, Allah'ın ceza vermesinden korkmaktır, Allah'ın rızasını kazanmak duygusudur!
Bu olmazsa bir millet adam olmaz bu olmazsa bir millet istiklâlini muhafaza edemez! Bu olmazsa millet İstiklâl harbini kazanamazdı!.. Bu aşikâr, bunu herkesin bilmesi lazım!
Biz çok söyledik, dinlemediler. Ben bu işin, bu fikrin, adamıyım; söylüyorum, dinlemediler!
Dinlemediler, ne oldu?
Üniversiteli çocuklar, yabancı dil bilen çocuklar anarşist oldular; polise silah çektiler, doğuda köy bastılar, adam öldürdüler…
Yüksek tahsilli de olduğu için polis, asker kolay kolay baş da edemedi. Hakkından da gelmekte zorluk çekti!..
Olmaz, bu tarzda olmaz! Ben içtimaiyat profesörüyüm. İçtimaî şeyleri bilen insanım. Başka türlü olmaz, olmuyor!
Hatta din olduğu zaman bile kolay olmuyor! Derviş yapıyorsun, kaç defa;
"Yalan söyleme, Allah'tan kork, şu zikirleri çek de şu sevapları kazan! Güzel huyları öğren, güzel huyların listesini yap, kendin öğren çoluk çocuğuna öğret! Kötü huyların listesini yap, kendin öğren, çocuğunuza öğretin…" filan diye sevapları günahları yazın demedim mi?
Demekle de olmuyor. Demekle olsaydı Allahu Teâlâ hazretleri gökten bir kitap indirirdi; "Ey kullarım ben bir kitap indirdim! Bu kitaptan her biriniz edinin, okuyun; iyi kulluk yapın!" derdi. Öyle yapmadı!
Rabbimiz, her işi hikmetli âlemlerin Rabbi ne yaptı?
Peygamber gönderdi.
Peygamber ne yaptı, dini nasıl öğretti?
23 senede öğretti.
Peygamber nasıl öğretti?
Beraber oluşla, sohbet metoduyla -sohbet usulü, metot dedim, sohbet usulüyle- yetiştirdi. Yan yana bulunarak, arkadaşlıkla, ahbaplıkla, komşulukla, bir arada bulunarak…
Bu ne usulüdür?
Tasavvufun insanı terbiye usulüdür, Yunus'un dervişlerini yetiştirme, Mevlânâ'nın etrafındaki insanları adam etme usulüdür.
Buna ne kızıyorsun?
İyi bir insan etrafındakilere hayatın her safhasında, gecede gündüzde güzel şeyleri göstererek öğretiyor. Bu iş böyle olur.
Başka yolu var mı bir?
Yok, olmaz!
Olmadığını nereden biliyorsun?
Ben sana senden misal vereyim: Bir öğrenci teknik tahsil görüyor, ondan sonra yaz aylarında fabrikalara neye gönderiyorlar?
Staja gönderiyorlar. Stajın Türkçe'si ne bilmiyorum. Görgü bilgisini arttırmaya gönderiyorlar, staj görüyor. Tıp fakültesinde hoca dersi anlatıyor; sonra laboratuvar var, laboratuvara gidiyor, orada gösteriyor. Ondan sonra intern var; doktor oluyor, bir sene her tıp bölümünde, kulak boğaz burunda, iç hastalıklarında, dış hastalıklarında, zührevî hastalıklarda dolaşıyor, tecrübe görüyor, uygulama görüyor, tecrübe kazanıyor. Uygulama olmadan kuru bilgiyle işler olmuyor. Pilot pilot olacağı zaman, nazarî dersleri görüyor, ondan sonra uygulama derslerine geçiyor. Pilotluğu belki hepimiz bilmeyiz ama ehliyet alınacağı zaman önce bilgilerden imtihan oluyor, ondan sonra; "Geç bakalım arabanın başına! Hadi bakalım arabayı sür! Bilemedin, kaldın!.." Uygulamadan kalabiliyor. Demek ki uygulamasız iş olmazmış!
Be Mübarekler, ey Allah ıslah edesiceler!
Peki dünyevî işlerde bunları kullanırsınız da âhiret işlerinde niye kullanmazsınız, âhiret işi daha mı az önemli?! Bir insanın ahlâklı bir insan olması daha mı az önemli, niye kullanmıyorsunuz? Hani müesseseniz?!..
Hepimiz güzel ahlâka sahip olacağız. Herkes güzel ahlâklı olmayı istiyor ama güzel ahlâklı olmanın yolu imandır, İslâm'dır, Allah korkusudur! Allah'tan korkmayan bir insan güzel ahlâklı olamıyor!
Nereden belli?
İşte Batılılar'dan belli! Adamları görüyoruz, medenî gibi görünüyorlar, ne katakulleler yapıyorlar, ne oyunlar oynuyorlar, ne zalimlikler yapıyorlar!..
Harpleri çıkartan bunlar değil mi?
Mahsustan harp çıkartıyor!
Neden çıkartıyormuş?
Silah satmak için!
Bre insafsız, gaddar, zalim
Hani sizin centilmenliğiniz, kibarlığınız, asaletiniz?!..
Kalmadı!
Öyle şey olur mu?
Olmaz. Olmuyor işte, bak Avrupa'da bu iş olmuyor! Hepsinin bir dış görünüşü var, yağlı boyası var; altını kazırsan, içine, perdenin öbür tarafına bakarsan olmuyor.
İyi insan İslâm'la yetişiyor. Misal: İşte Mevlânâ, işte Yunus!
"Niye bu iki ismi çok zikrediyorsun?"
Halkımız çok biliyor, çok seviyor da ondan! En tanınmış iki tane misal. Onlar gibi binlercesi, milyonlarcası var, isimsizleri var; onların yetiştirdiği insanlar var. Onlar da her birisi iyi güzel insanlar olduğu için bir avuç insanla zafer kazanılmış. Küçücük bir kuvvetle başarı elde edilmiş. Her taraf gül gülistan olmuş.
Çok güzel eserler meydana getirmişler. Kesme taştan eserler yapmışlar, çeşmeler, köprüler, hanlar hamamlar, hastaneler… Her şey! Bütün hayırlar o isimsiz kahramanların eserleri!
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Lütfen bunu bilin ve bilmeyenlere bildirmek için çok çalışalım.
Bunun yolu nedir?
Radyodur, gazetedir, televizyondur, kitle iletişim araçlarıdır!
Biz niye caminin içine bu televizyonu soktuk? Bid'at değil mi? Peygamber Efendimiz'in zamanında var mıydı?!..
Yoktu, tamam, doğru; demek ki her şey Peygamber Efendimiz'in zamanında yokmuş!
Diyorlar ki; "Tarikat, tasavvuf Peygamber Efendimiz'in zamanında yoktu!.."
Tasavvuf vardı! Orada yavaş gel, ağır ol, o kadar da uzun boylu değil! Vardı da sen bilmiyorsun! Peygamber Efendimiz'in her türlü hâli tasavvuftu!
Adam doçent olmuş, profesör olmuş, fetva komisyonunun bilmem nesi olmuş, hangi dairenin [başkanı] olmuş; o reddediyor. Arapça da biliyor, anlayamıyor!
Allah akıl fikir versin. Allah izan versin, irfan versin. Allah insanın basiretini bağladı mı bu gözle gerçekler görünmez! Basiretle görülür, kalp gözüyle görülür. Kalp gözü olmadı mı olmaz! Allah insana evliyâlık vermezse odun gibi gelir odun gibi gider! Âmâ gelir âmâ gider, âhirette de âmâ olarak haşrolur!
Allahu Teâlâ hazretleri bizi ârif, edîb, zarif, kâmil, velî, mahbûb, makbul kul eylesin. Güzel ahlâklı eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. Peygamber-i zîşanımıza komşu eylesin. Allah hepinizden razı olsun.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh!
04.10.1996 -
Mümin Kardeşini Sevindirmek,
04.07.1997 -
Kötü Huy ve
