İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirmek, Kurban Bayramı

04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirmek, Kurban Bayramı
Günün Sohbeti

04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirmek, Kurban Bayramı

06.12.2019
14 dk 40 sn

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Sevgili Akra dinleyicileri, gününüz hayırlı; ömrünüz uzun; ameliniz makbul olsun. Allah'ın rahmetine erin, iki cihanda aziz olun.

Abdullah b. Ömer radıyallâhu anhümâ, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah rivayet eylemiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Mâ min şey'in ehabbu ilallâhi Teâlâ bi-idhâlike's-surûri alâ ehîke'l-mü'min.

Sadaka resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

"Allahu Teâlâ hazretlerine; bir müslümana sevinç vermek, onun içine, gönlüne sevinç idhal etmekten daha sevimli bir şey yoktur."

Allah, müslüman kulun müslüman kardeşini sevindirmesini, onu sevindirecek bir şeyler yapmasını sonuç olarak gönlünü hoş etmesini çok seviyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hadîs-i şerîfin başında;

Mâ min şey'in. "Hiçbir şey yoktur ki…" Ehabbu ilallâhi teâlâ. "Allahu Teâlâ hazretlerine daha sevgili olsun…" Bi-idhâlike's-surûri alâ ehîke'l-mü'min. "Müslüman kardeşinin içine sevinç sokmandan, sevinç vermenden, gönlünü hoş etmenden daha sevimli hiçbir şey yoktur!" diye bildiriyor.

Niçin bu hadîs-i şerîfi seçtim?

Allah yanında en sevgili ameller nedir; kardeşlerim öğrensin, onları yapsınlar, Allah'ın sevgili kulu olsunlar diye tabi.

Sevinme meselesi ile ilgili bir başka hadîs-i şerîfi de peşine ekleyeyim; hoşunuza gidecek. Bir de bu hadîs-i şerîf melekler hakkındaki bilgimizi de renklendirecek, çeşni katacak.

Meleklere inanıyoruz, meleklerin ruhanî varlıklar olduğunu biliyoruz ama bu ikinci hadîs-i şerîfle onların yaratılışlarıyla ilgili bir şey de kazanmış olacağız. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Mâ min mü'minin edhala alâ mü'minin surûren illâ halakallâhu min zâlike's-surûri melekâ ya'budullâhe yumecciduhû ve yûhiduhû.

"Hiçbir mü'min kul yoktur ki bir mü'min kardeşinin içine, gönlüne sürur sokmuş, gönlünü almış, onu sevindirmiş, kalbini kazanmış; kalbini kazandıracak, sevinecek, neşelendirecek bir şey yapmış olmasın…" İllâ halakallâhu min zâlike's-surûri melekâ. "Öyle yapan bir kul için Allah bu sevinçten dolayı bir melek yaratır."

Peygamber Efendimiz; "Mü'min, mü'min kardeşini sevindirecek bir şey yapıyor; onun gönlü şen oluyor, hoş oluyor. Allah o sevinçten dolayı, bir melek yaratır!" diyor.

O melek ne yapar?

Ya'budullâhe. "O melek Allahu Teâlâ hazretlerine ibadet eder." Ve yumecciduhû. "Onu ulular, temcid eder."

"Yâ Rabbi, sen yücesin, yücelerden yücesin, şânın uludur…" diye Allahu Teâlâ hazretlerinin hoşuna gidecek övgülerle Allahu Teâlâ hazretlerine hem ibadet eder hem güzel övgüler, hamdler yapar; temcid eder.

Ve yûhiduhû. "Ve Allahu Teâlâ hazretlerini birler, bir olduğunu ifade eder."

"Lâ ilâhe illallah. Yâ Rabbi, sen birsin, sen yücelerden yücesin, senin her şeyin noksanlıklardan münezzehtir…" vs. der.

Bu melek Allah'ın sevdiği ibadetlerle, sözlerle, tesbihlerle vakit geçirir.

Bu melek nereden yaratıldı?

Mü'minin, mü'min kulu sevindirmesinden yaratıldı. O sevinçten yaratıldı, diyor; Min zâlike's-surûr. O sevinçten Allah bir melek yaratır, diyor.

Allahu Teâlâ hazretleri her şeyi her yerden her türlü yaratmaya kâdir.

Melekler de ruhanî varlıklar, görünmez varlıklardır. Biz, halkımız anlasın diye şeffaf diyelim, şeffaf varlıklardır. Bazen Allah dilerse kullarına gösteriyor. Herkes görmeyebilir. O sevinçten bir melek yaratır; o da Allah'a ibadet eder durur, tesbih çeker durur. Lâ ilâhe illallah der, böyle güzel sözler söyler.

Fe-izâ sâre'l-mü'minu fî lahdihî. "O sevinci meydana getiren, kardeşini sevindiren, güzel, zarif davranan, tatlı davranıp da karşısındakinin gönlünü hoş eden mü'min kul vefat edip de kabrine konuldu mu oraya vardığı zaman…" Etâhu's-surûrullezî edhalehû aleyhi. "Mü'min kardeşinin gönlüne bahşettiği sevinç, sürur ona gelir. O sevinç, kardeşini sevindiren kişinin kabirde yanına gelir."

O sevinç melek olmuştu ya, o onun yanına gelir.

Fe-yekûlü lehû emâ ta'rifunî. "O vefat eden, kabre konulan, o sevindiren mü'mine der ki "Beni bilmiyor musun? Beni tanımadın mı, tanımıyor musun?"

Fekulu men ente?

Tabii tanımadı, mü'min olanları bilmiyor ama -şu anda hadîs-i şerîfi okuyorum- siz biliyorsunuz.

Ema ta'rifûnî. "Sen beni tanıyamadın mı, bilemedin mi, bilmiyor musun?"

Men ente. "Kimmişsin? Sen madem kendini tanıtmak için beni sorguya çekiyorsun, kimmişsin? diye sorar.

Fe-yekûlü: Ene's-surûrullezî edhaltenî alâ fulânî. "O der ki; ' Ben senin dünyada yaşıyorken, hâl-i hayatındayken filanca kardeşini sevindirdiğin zaman onun gönlüne soktuğun, onun gönlünde hâsıl olan sevincim.'" Ene'l-yevm ûnisû vahşeteke. "Bugün senin yalnızlığında sana arkadaş olmaya, yalnızlığını gidermeye geldim."

İnsan kabirde yattığı zaman, karanlık kabirde, toprak altında, yalnız olacak ya… Diyecek ki;

"Bugün ben sana arkadaşlık etmeye, yalnızlığını gidermeye, yalnızlıktan ürküntünü gidermeye geldim."

Ve ulakkineke hücceteke. "Sana delil olacak sözlerini arkandan telkin etmeye, fısıldamaya geldim."

Bu ne demek?

Kabirde sorgu sual haktır ve gerçektir! Sahih hadislerde var. İnsan kabire konulduğu zaman onun kimliğini, itikadını, hâlini soracak:

"Sen kimsin? Dinin ne? Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne?.." diye soracak.

O da eğer mü'minse, Allah nasip ederse diyecek ki;

"Rabbim Allah, peygamberim Muhammed-i Mustafâ, dinim İslâm, kitabım Kur'ân-ı azîmüşşân, kıblem Kâbe-i müşerrefe, ben elhamdülillah müslümanım!"

Kabirde sorgu melekleri insanın yanına gelecek, sorgu meleklerine böyle cevap verecek.

Tabii bu cevabı herkes veremeyecek. Bu cevabı verebilmek mü'min kulun dünyadaki Müslümanlığının durumuna bağlı.

Bakın ne kadar güzel?! Melek hakkında bilgi sahibi olduk.

Bu sevinçten hâsıl olmuş olan melek diyor ki;

Ve ulakkineke hücceteke. "Ben sana, senin söylemen gereken, hakkındaki delil olacak sözleri sana telkin etmeye geldim."

Yukarıda da, mezarın başında da, hocalar telkin ediyor. Diyorlar ki;

"Ey filancanın oğlu filanca! Hani sen dünyadayken inandığın inancını hatırla, 'Allah'tan başka ilah yok!' de. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh de, Muhammed onun elçisidir, de…" diye, yukarda da imam kabire telkinde bulunur. Dinimizde o da var.

Aşağıdakine Allah duyurur mu duyurmaz mı bilemiyoruz ama burada bu melek onun yanına geldi, ona yalnızlık çektirmeyecek, arkadaş olacak; bir de öteki melekler sorduğu zaman ona bu talkında bulunacak.

Türkçe telaffuzuyla talkın diyoruz ya, talkında bulunacak. "Sen lâ ilâhe illallah de, korkma çekinme, dilin tutulmasın, zorluk çekme…" diye ona talkında bulunacak, o meleklerin sordukları soruları güzel güzel cevaplandırabilecek. Bu sevinç ona yardım ediyor. O melek;

Ve üsebbitüke bi'l-kavli's-sâbit. "Seni üzerinde durulması gereken; mü'minin oradan ayağını hiç kaydırmaması gereken hak, iman, itikat üzere, doğru söz üzere eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû inancı üzere ben sabit tutacağım, destekleyeceğim, ayağını kaydırmayacağım, dilini kaydırmayacağım, aklını şaşırtmayacağım." Ve üşhidü bike meşhede'l-kıyâme. "Kıyamet günü şahitlerin; insanların hakkında, lehinde, aleyhinde şahitlik ettiği zamanda ben senin için şahadette bulunacağım." diyecek.

Ve eşfeu leke min rabbike. "Ve senin affolunman için Allah'tan affını dileyeceğim; sana şefaat edeceğim, senin hakkında Rabb'ine şefaat edeceğim, Rabb'inden seni affetmesini isteyeceğim." Ve ürike menzileke mine'l-cenneti. "Ve cennetteki köşklerini sana gösterteceğim: 'Başını doğrult, yukarıya çık, şu tarafta senin köşklerin! Korkma! Mahşer gününün sıkıntılarına, telaşlarına kapılma. Sen cennetteki şu gördüğün köşklere gideceksin!..' diye sana onları göstereceğim, yanına onun için geldim." diyecek.

Sevgili kardeşlerim!

Herhalde bu hadîs-i şerîfin manzarası gözünüzün önüne gelmiştir. Böyle bir manzara tasvir eden hadîs-i şerîfler öğretim, öğrenim, terbiye bakımından önemlidir. Çünkü insanın hatırından gitmez. Demek ki ben bir kardeşime iyilik yaptım mı Allah ondan bir melek hâsıl edecek; bu melek sürekli benim namıma Allah'a ibadet edecek, tesbih çekecek, zikir yapacak, Allah'ı tevhid edecek, temcid eyleyecek, 'Sen ne yücesin yâ Rabbi!' diyecek.

Tabii o onu yaptıkça bana sevap yazılacak. Çünkü o benim meleğim! Benim kardeşime verdiğim sevinçten, gönlünü almamdan hâsıl olmuş olan yaratılmış olan bir melek olduğu için onun yaptığı ibadetlerden de onun vesilesi olan, yaratılmasına vesile olan ben sevap kazanacağım.

Sonra da ben vefat ettiğim zaman o sevinç benim yanıma gelecek, bana arkadaş olacak. Bana takviye edecek, beni destekleyecek, sualleri doğru, güzel cevaplar halinde karşılamam için talkında bulunacak, hak olan, doğru olan, Allah'ın sevdiği, inanç ve itikat üzere beni sabit tutacak. Kıyamet gününde bana şahitlik edecek. Allah'tan benim için şefaat isteyecek, cennetteki yerimi gösterecek.

Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Bir kere, Müslümanlık ne kadar güzel, diye hayran oluyoruz!

İkincisi, demek ki Müslümanlık çok güzel ve Müslümanlıkta ibadet sadece, benim her zaman size anlatmak istediğim gibi, bunu her zaman söylüyorum…

"Aman, sakın İslâm'ı daraltmayın, İslâm'ı dar sanmayın! Bir iki noktaya münhasır sanmayın! Hasretmeyin, tahdit etmeyin!.."

İslâm sadece şu şu ibadetleri yapmaktan ibaret değildir. İslâm çok geniştir, çok çeşitlidir, çok güzeldir, çok tatlıdır. İnsanın bir müslüman kardeşine iyilik yapmasından, onu sevindirmesinden neler hâsıl oluyor?!

O halde ne yapmamız lazım?

Bizim de mü'minleri sevindirecek işleri arayıp, düşünüp bulmamız lazım.

Mesela bugün, şimdi bu hadîs-i şerîfi dinlediniz. Kollarınızı da paçaları da sıvamalısınız.

Bu neyi gösterir?

Bir işe gayret etmeyi, yapmak niyetinde olduğunu göstermek için söylüyorum. Yoksa tabii sokaklarda pantolonlarınızı sıvayın, öyle dolaşın, demek istemiyorum. Latife olsun diye söylüyorum. Kollar sıvanacak, paçalar sıvanacak olan bir insan bir işe nasıl sarılırsa, "Hadi bakalım, ben de bugün birisini sevindireyim, hiç olmazsa birisini sevindireyim…" diye gayret edin, düşünün.

İnsan önce kimi sevindirir?

Mesela bugün gidin annenizin, babanızın elini bir öpün, bir hediye götürün, hayır duasını alın! Hediye de biraz güzelce hatırlı bir şey olsun, anneniz babanız sevinsin.

Sonra kardeşlerinizden, arkadaşlarınızdan, komşularınızdan birilerine iyilikler yapın, "Hay Allah razı olsun!.." desinler, memnun olsunlar. Böylece sevinçleri, sevindirici işleri, birilerini sevindirmeyi çok yapalım.

Dinimizi öğrenin, uygulayın; insanları sevindirin… İslâm'ın ne kadar güzel olduğunu herkes görsün. Siz de İslâm'ın güzelliklerinden istifade edin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA