İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.03.1992 - Sosyal Yönü Kuvvetli Müslüman Olmak

15.03.1992 - Sosyal Yönü Kuvvetli Müslüman Olmak
Günün Sohbeti

15.03.1992 - Sosyal Yönü Kuvvetli Müslüman Olmak

25.10.2024
11 dk 30 sn

Çok aziz ve çok muhterem kardeşlerim!..

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikramı dünyada, ahirette üzerinize olsun... Cenab-ı Hak ve Teâlâ Hazretleri,  cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

Muhterem kardeşlerim,

Yunus Emre'nin her zaman söylediğimiz şiirleri var:

Ben gelmedim da'vi içün,
Benim işim sevi içün.
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.

Kalb gönül, Allah'ın tecellîgâhı olduğu için; gönül yapmak, gönlü hoş etmek çok önemli olduğundan, Yunus Emre: " Ben boş yere bir iddia için gelmedim bu dünyaya... Ben gönül yapmaya geldim bu dünyaya..." diyor. Yâni, Yunus Emre'ye göre hayatın amacı, gayesi, başlıca çalışması ne?.. Gönül yapmak, gönül hoş etmek, gönül sevindirmek...

Onun için Yunus Emre yediyüz yaşında, sekizyüz yaşında... Ölmemiş, yaşıyor kalblerde... Neden?.. İşte bu kafadan dolayı, bu zihniyetten dolayı, bu yüksek duygudan dolayı...

"Müslümanların dertleriyle, müslümanların işleriyle ilgilenmeyen bizden değildir" diyor, Peygamber Efendimiz... "Komşusu aç yatarken, bu karnını doyurmuş yatarsa; o iyi müslüman değildir." buyuruyor Peygamber Efendimiz...

Onun için, biz iyi müslümanı; sosyal yönü gelişmiş, yâni topluluğun öteki fertlerine, yardım yapabilen, hizmet götürebilen, faydalı olabilen; kendisinden başka insanlar için bir şeyler yapabilen insan olarak görüyoruz. Yâni, kâmil müslüman bu... "Kâmil müslüman, dağ başına çekilip de kendi başına, kendi yumağını saran değil, kendi sevabını kazanan değil; kâmil müslüman, insanların arasına girip de insanlara faydalı olan kimsedir." diye bizim çerçevemiz... Bizim görüşümüz, bizim altını çizdiğimiz şey; hadislerden, ayetlerden anladığımız dinin özü bu!.. Yunus Emre de öyle anlamış, büyüklerimiz de öyle anlamış.

Ubeydullah-i Ahrâr Efendimizin bir sözü var: --Kartlara basmışız, mecmuaya basmışız, herkes ezberlemiş.-- "Bizim için nafile ibadetten önemlidir, hizmet!.." Farz ibadet yapılacak tabii; namaz, oruç... vs. tamam ama, hizmet, nafile ibadetten önemlidir. "Hizmet bahis konusu olduğu zaman, o alıştığımız, yapmakta olduğumuz nafile ibadeti bile terk eder; hizmete koşarız!" diyor. "Hani, ben burda ibadet edecektim; beklesin biraz hizmet!" demiyor yâni. Hizmeti öne alıyor. Büyüklerimizin zihniyeti böyle...

Kanadı kırık kuşları tedavi etmişler, onlara bile bakmışlar. Sosyal yönü gelişmiş olan, topluma faydası dokunan insandır, iyi müslüman olan... Bencil değil, başkalarına faydası oluyor.

Amerika'ya bir Alman alim gitmiş. --Önemli olduğu için her zaman söylüyorum. Sizin de aklınızda kalsın diye burada da söylüyorum.-- Almanya'lı alim Amerika'yı ziyarete gitmiş... Kalmış, gezmiş, görmüş, dönmüş... Döndüğü zaman Almanya'lı arkadaşları toplanmışlar evinde... "Seyahat intibalarını bize anlat!.." demişler.

Biz de Azerbaycan'a gittik. Hemen bizi dönüşte yakaladılar, "Seyahat intibalarını anlat!" dediler. Boğazda bir gezi tertib ettiler, koca bir motor tuttular... Mikrofonu elimize verdiler, "Anlat bakalım Buhara'yı, Taşkent'i, Semerkand'ı, Bakü'yü...filân." diye. Seyahatler merak ediliyor tabii.

Bir de bakış açışı, görüş açısı önemli . Giden insanın durumuna göre, nasıl görüyor olayları?.. Herkes Amerika'ya gider de, o nasıl görüyor?.. Sormuşlar Alman'a döndüğü zaman: "Amerika'yı nasıl gördün? Biz onlarla rekabet halindeyiz; Amerika mı daha ileri, Almanya mı daha ileri?.." Demiş: "Amerika daha ileri!.." "Niçin Amerika daha ileri?.."

Ben bu sorunun cevabını birçok yerlerden duymuştum. Meselâ, Amerika kompütürize olmuş, her işi kompütürle hallediyor, teknolojisi ilerlemiş filân deniliyor. Kompütürlerinin sayısının çokluğu ile filân ölçülüyor. Güzel. Yâni bunlara itiraz edilmez. Doğru,Adamlar kompütürle, bir insanın aylarca yapacağı işi, şıp diye yapıyorlar. Kompütür önemli bir şey.

Şimdi benim kolumda  saat var. Ay'ın doğduğu, battığı, tepede olduğu, çukurda olduğu her zamanı gösteriyor. Ay saati... Bugünü gösteriyor, dünü gösteriyor, bir ay önceyi gösteriyor, bir ay sonrayı gösteriyor... Şu kadar kutuya sığdırmış adam, Ay'ı... Her şeyi sığdırmış... "Kaçta doğacak, kaçta tam tepeye gelecek?.. Ne zaman med olacak, ne zaman cezir olacak?.. --gelgit olayı-- Balıklar ne zaman gelir, ne zaman gider?" diye . Yâni, biz din bakımından; Ay'ın durumuyla ilgileniyoruz, "Şevval mi geldi, ramazan mı geldi?" diye; onlar da balıklar bakımından, denizcilik bakımından ilgileniyorlar. Yâni, körfezin ağzından girebilecek mi, giremiyecek mi?.. Sular çekildiği zaman, belki giremeyecek veya sular çekilmeden körfezden çıkamazsa, belki dışarı çıkamayacak, hapis kalacak... Onun için Ay önemli ve hepsini hesaplamışlar şunun içinde... Yıllar yılı, yıllar sonrası, yıllar öncesi Ay hangi dakikada doğuyor; hangi saniyede tam tepede, zenit noktasında; hangi saniyede batıyor; hangi saniyede tam aşağıda --yâni, tesiri en az olduğu zaman-- hepsini göstermiş... Güneş'i göstermiş

Millet biraz anlasın, bilimsel olsun, biraz dünyayı tanısın!.. Başkaları, Ay'ın nerede olduğunu biliyor; bizimkiler Ay yokken Ay var diyor, oruç yokken oruç tutuyor... Bayram gelmemişken bayram yapıyor. Hangi çağda yaşıyoruz, bilinsin diye söylüyorum.

Müslüman sosyal yönü kuvvetli bir insandır derken, Amerika'ya giden Alman'ın hadisesini anlatırken, yarım bıraktık. Siz de onu merak ediyorsunuz, biliyorum; söyleyeceğim şimdi... Alman'a sormuşlar ki, "Amerika mı daha ileri, Almanya mı daha ileri?.."

Demiş ki, "Amerika daha ileri!.." "Niye?.." Cevabı çok hoşuma gitti, fevkalâde mühim. Ancak, bir müslüman anlayabilir,bu  cevabın ehemmiyetini... Diyor ki:

"Amerika'da bir kişi, haftanın üç günü sosyal faaliyet yapıyor. Onun için Amerika daha ileri... Almanya'da henüz, bir kişi bu kadar sosyalleşmiş değil; haftada üç gün sosyal faaliyet yapamıyor."

Sosyal faaliyet nedir?.. Sosyal faaliyet; evinde durmayıp, televizyonun karşısında esir olmayıp, televizyonun karşısında vakit telef etmeyip, sosyal bir iş yapmak... Bir dernekte, bir faaliyette bulunmak... Bak bizim kadınlar bile --maşaallah-- konferanslar tertib ediyorlar, çalışmalar yapıyorlar. Sıraladılar çalışmalarını... Tabii neden sıralıyorlar bunları?.. İbadet gizli olur, sevabını Allah verecek; ne diye söylüyorlar?.. Devir öyle bir acaib devir oldu ki, yaptığın şeyi söylemezsen, kimse de yardım etmiyor. Yardım edilsin, iştirak edilsin diye söyleniyor. Yâni, böbürlenmek için değil... Herkes bir çalışmada.

Burada bir şey hatırıma geldi; çünkü, fıkralar en çok hatırda kalan şeylerdir. Lafların hepsi unutulur, formüller unutulur; zaten kolay girmez kafaya... Ama, fıkralar, ömür boyu unutulmaz.

Sultan Mahmud-u Gaznevî, --Koca ordusu var, filleri var, fillerin üstünde askerleri var. Bu zamanın tanklarından daha beter. Fil geldiği zaman, karşısında at filân dayanamıyor.-- Hindistan'ı fethetmiş, Afganistan'ı fethetmiş... İran'da, bugünkü Tahran'ın olduğu yerde, Rey şehri vardı eskiden; Rey şehrine de haber göndermiş: "Bana tabi olsun! Hutbeyi benim namıma okusun, cuma günü hocaları!.. Paralar da benim adıma basılsın, Sultan Mahmud’un parası,öyle mütedavil olsun!..

Yoksa gelirim, orayı ezer geçerim!.." demiş. Filleri var ya, ordusu da var... Orada bir küçük çocuk varmış, şehzâde... Babası ölmüş, yönetim onun elinde... Bir de annesi --veya ninesi-- varmış ki afîfe ü zâhide; yâni, iffetli ve ibadet ehli, müslüman, mütedeyyin, örtülü bir kadınmış. Sultan Mahmud'un nâmesi, fermanı gelince, o da oraya mektup yazmış.

Demiş ki: "Ey Sultan Mahmud! Sen, cihânı fethetmiş bir padişahsın. Bana böyle bir mektup yazmışsın ki, 'Ya parayı benim namıma basarsınız, ya hutbeyi benim namıma okursunuz; ya da ben gelirim, orayı asarım, keserim, ezerim!..' filân diye. Böyle tehdit etmişsin. Allah şahid olsun ki, --arslanın erkeği olduğu gibi dişisi de olur-- gelirsen çarpışırım seninle!.." Hatta dişisi avlanır, erkeği tembel yatar, beleşten geçinir. O koca yelesine bakma, asıl dişisi avlanır. "Çarpışırım seninle! Ne olur?.. İki ihtimal var:"

Mantıklı konuşuyor. "Ya seni yenerim; mahvolursun, perişan olursun, rezil olursun... 'Sultan Mahmud'u bir ihtiyar acûze karı yenmiş!' derler, adın öyle geçer tarihe... Çok fena olur. Ya da, sen beni yenersin. Ne derler? 'Sultan Mahmud, bir ihtiyar kadınla çarpışmış, utanmamış... Kadınla çarpışmış, onu yenmiş.' Sen zaten şanlı bir padişahsın; şanına bir şey eklenmez, gölge düşer." demiş. Sultan Mahmud bakmış ki, pabuç pahalı; o tarafa hiç gitmemiş... Yâni, hanımlar da çalışabiliyor, İslâm'a faydalı olabiliyor.

Sosyal yönü kuvvetli olmak lâzım gelir derken;  hanımlara bir iltifat ettik burda, evsahibi olduklarından dolayı... Yâni, bizi onlar konuşturuyorlar ya... Şimdi iyi müslüman, sosyal yönü kuvvetli olan müslüman olacak.

Bir de hadis-i şeriften, iyi müslüman nasıl olur, onu hatırlatayım size... Peygamber SAV, sahih hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki:

(Elmü'minül kaviyyü)…

"Kuvvetli müslüman, kavi müslüman, (hayrun) daha hayırlıdır, (ve ehabbü) ve daha sevgilidir (ilallahi) Allah'a; (minel mü'minüd daîfü) zayıf müslümandan. (Ve fî külli hayrün) Ve hepsinde hayır vardır." Hepsinde hayır var amma, kavî müslüman, kuvvetli müslüman; zayıf müslümandan daha hayırlıdır ve Allah'a daha sevgilidir.

O zaman, hepimiz kavî müslüman olacağız... Zayıf müslüman olmak değil, kuvvetli müslüman olacağız. Güçsüz, kuvvetsiz, sessiz sedasız, parasız pulsuz, imkânsız, itilen kakılan bir müslüman olabilir. Belki, o da Allah'ın sevgili kulu olabilir. Ona da bir şey demiyoruz ama, kuvvetli müslüman;hem kendisine hem de başkasına fayda sağlar.

Allah hepinizden razı olsun.Bu hazırlıkları sizlere, tebliğ ettim.

“Allahümme hel bellağtü” dediği gibi Peygamber Efendimizin, vedâ hutbesinde; ben  tebliğ etmiş oldum. Ben, elimden geldiğince yapıyorum; siz de elinizden geldiğince yapmaya çalışın.

Allah hepimizi, iyi Müslüman olmaya muvaffak eylesin. Arif Müslüman eylesin. İnsan-ı kamil olmayı nasip eylesin.Huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA