09.05.1997 - Hicri Takvimin Geçmişi

09.05.1997 - Hicri Takvimin Geçmişi
Yeni hilâl, Farsça tabiriyle nev-hilâl yeni bir ayın başlangıcıdır. Böylece "Ramazan, Şevval ne zaman giriyor, bayram ne zaman yapmak lazım, hac ayı Zilhicce ne zaman başladı, Muharrem ne zaman başladı?" gibi soruların cevabı, görsel olarak Batı ufkuna bakıldığı zaman, hilâl görününce anlaşılıyor. Yeni hilâl doğduğu, göründüğü zaman yeni bir ay başlamış oluyor. Efendimiz bunu kendi hayatında da uygulamış, yeni hilâli gördüğü zaman el açmış, dua eylemiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in; "Ya Rabbi bu ayı bizim için bir hilâl-i rüşd ve bereket eyle! Bu ay hakkımızda hayırlı olsun." diye duaları var.
Uygulaması çok kolay, çok sade, herkes tarafından anlaşılabilir olan ve tarihî, an'anevî olan takvimi seçmişler. Hz. Ömer zamanında böylece takvim meselesi üzerine bir kararlaştırma olmuş. Fakat başlangıcı ne zaman olarak alacaklar, bunu düşünmüşler.
Kamerî takvimi kullanacaklar, hilâl esasına göre ayları hesaplayacaklar ama bu yılların rakamlandırılmasının, sıralandırılmasının başlangıcı ne olacak?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in doğumunu düşünmüşler fakat doğumunda çeşitli rivayetler olmuş: "Rebîülevvel'in on ikisi miydi, sekizi miydi?" diye çeşitli rivayetler olduğu için onda karar kılmamışlar. Vefatı belli, hepsi tarafından biliniyor ama vefat da bizler için bir hüzünlü olay, bir ayrılık, bir firak olduğu için onu da seçmeyi uygun görmemişler. İslâm'ın izzet. şevket ve satvetinde çok önemli bir olay, dönüm noktası olan hicreti seçmişler.
Çünkü hicrete kadar müslümanlar Mekke-i Mükerreme'de işkence, baskı, abluka altında, iktisadî bakımdan ezilen, horlanan, işkence gören bir toplum idi. Onun için Mekke'yi terk etmek zorunda kalmışlardı, izin öyle çıkmıştı. Ama hicret ettikten sonra Medineliler:
"Yâ Resûlallah! Bize gelin, biz sizi bağrımıza basarız, kendimizi koruduğumuz gibi korururuz, mallarımızı canlarımızı koruduğumuz gibi size riayet ederiz." diye Medine'ye davet ettikten sonra Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret edince İslâm'ın hâli, şânı değişti. Makûs olan durum güzel hâle döndü ve müslümanlar orada rahat yaşamaya başladılar. Sonunda da kendilerine zulmeden müşrikleri yenerek şirki, küfrü Arap diyarından sürdüler, İslâm hâkim oldu.
İslâm'ın hâkimiyetinin, galibiyetinin başlangıç noktası Peygamber Efendimiz'in hicreti olduğu için bunu seçtiler Hz. Ömer zamanında ashâb-ı kirâm ve bu işi düşünen mübarek insanlar, rıdvanullahu aleyhim ecmaîn. Böylece Peygamber Efendimiz'in Mekke-i Mükerreme'den Medîne-i Münevvere'ye hicreti sıfır, başlangıç olarak kabul edildi: "Hicretten önce, hicretten sonra." diye yıllar isimlendirilmeye başlandı.
Yalnız hangi ay seçilecekti?
An'anevî olan, İbrahim aleyhisselam'dan beri senenin başlangıcı Muharrem ayıydı. Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Safer ayının sonunda Mekke-i Mükerreme'den çıkıp Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'le Medine-i Münevvere'ye harekete geçmişti ve önce Kuba köyüne gelmişti. Orada üç gün kaldıktın sonra, 13 Rebîülevvel'de Medîne-i Münevvere'ye dâhil olmuştu. Hicret Safer'de başladı, Rebîülevvel'in ortasına kadar devam etti. Bu günler Muharrem, Safer ve Safer'in ortası; arada bir zaman farkı var, bu zamanı nasıl yapalım diye düşündüler. Araplar'ın an'anevî yılbaşına dayamayı uygun gördüler ve geriye doğru giderek hicretin olduğu senenin Muharrem'ini esas aldılar. Daha Peygamber Efendimiz Mekke'deyken olan Muharrem ayı, yeni hicrî takvimin başlangıcı oldu. Ondan sonra, "Hicretin birinci, ikinci, üçüncü yılı…" diye devam etti.
09.05.1997 -
Takvimlerin Geçmişi
02.06.1995 -
Zamanı Boş Geçirmemek
