İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

27.04.1993 - Mutasavvıflar, Tasavvuf

27.04.1993 - Mutasavvıflar, Tasavvuf
Günün Sohbeti

27.04.1993 - Mutasavvıflar, Tasavvuf

11.06.2022
11 dk 21 sn

es Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in âdet-i seniyyeleri ve şemâil-i şerîfeleri; yani siması, görünüşü, yüzünün, elinin, vücudunun özellikleri, yaşamındaki kendisine mahsus birtakım âdetleri vs. olacak. Gümüşhaneli Hocamız kitabının sonunda bir güzel, geniş bölüm olarak o konudaki hadisleri özel olarak toplamış ve Râmûzü'l-ehâdîs'in sonuna eklemiş.

Niçin?

Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz biz müslümanlar için model insan, örnek insan; numune. Allah'ın en sevgili kulu, peygamberlerin de serveri. Eşref-i mahlûkâtın en şereflisi, en yükseği. Resûl-i Ekrem; yani keremli Peygamber ve Allah onu bize İslâm'ı öğretsin, kendi emirlerini tebliğ etsin diye göndermiş olduğu için onun yaşam tarzı, sözleri ve hareketleri hatta sükûtu, susması bile bir mâna ifade ediyor.

Onun sözleri, hareketleri bizim için bir örnek oluyor ve bizim hareketlerimizin nasıl yapılması gerektiğine bir kaynak oluyor. O bakımdan Hocamız büyük bir hadis alimi olarak büyük bir titizlikle o konudaki hadisleri toplamış. Çok büyük bir şemâil bölümü olmuş. Bu kadar şemâil toplayan kitap kolay bulunmaz. Gümüşhaneli Hocamız hepsini toplamaya gayret etmiş. Nur içinde yatsın, Allah makamâtını daha iyi, yüksek eylesin. Kabrinde nurunu, sürurunu daha ziyade eylesin.

Hz. Âişe-i Sıddîka validemize Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ahlâkı sorulduğu zaman cevabı ne oldu?

Kâne hulukuhu'l-Kur'ân. "Resûlullah Efendimiz'in ahlâkı Kur'ân-ı Kerîm idi."

Burada çok önemli bir ifade var, biz bundan çok istifade edebiliriz. Hz. Âişe validemiz radıyallahu Teâlâ anhâ, "Peygamber Efendimiz'in ahlâkı şöyleydi, böyleydi…" demiyor; ne diyor?

"Ahlâkı Kur'ân-ı Kerîm idi." diyor. Evet, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisine inen bir âyet-i kerîmenin mânasını derin derin düşünür, kendisini ona göre tam ayarlardı. Ona tam uymak için dikkatini, zarafetini gösterirdi.

Uhud Harbi olduğu zaman önce müslümanlar zafer kazanmış gibi oldu, fakat sonradan askerî bir taktik vazifeyi yapmamaktan, askerî emirleri tutmamaktan dolayı, arkadan okçuların düşmanların gelmesini engelleyecek, boğazları kesmekten, orayı muhafaza etmekten ayrılmaları üzerine düşman saldırmıştı, zafer kazanılacak gibiyken ortalık karışmıştı. Bir dağınıklık olmuştu. Tam kimin kazandığı belli olmadı ama müslümanlar tam "zafer kazandık" gibi bir durumda olamadılar. Sonra iki taraf birbirlerinden ayrıldı. Söz dinlenmediği zaman, bu gibi durumlar meydana geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz oradaki davranışlarında da yumuşak davrandı, kendisinin sözünü dinlemeyenlere çok katı davranmadı.

Kur'ân-ı Kerîm'de o durumu da methediliyor: "Katı sözlü, katı davranışlı, haşin, sert cezalar verici olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi!" diye buyuruluyor. Demek ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisine inen âyet-i kerîmeleri derin derin düşünürdü, aynen ve dikkatli bir şekilde uygulardı.

Bizim de bu durumda ne yapmamız gerekiyor?

Kur'ân-ı Kerîm'i okumamız lazım.

"Tamam, okuyoruz hocam. Elifi, cimi, dalı biliyorum. Okuyorum…"

Elif, lâm, mîm. Zâlike'l-kitâbü lâ raybe fîh...

"Hatim indiriyorum, Bir ayda, şu kadar senede, bu kadar zamanda hatim indiriyorum…"

İyi ama mânası?

Mânasını bileceksin.

İkincisi, Kur'ân-ı Kerîm seni hangi yöne sevk ediyorsa öyle olmaya çalışacaksın. Şimdi bu Uhud harbinde düşmanlar saldırınca müslümanlar da dağa doğru çekilince, düşmanlar harp sahasında yayıldılar. Müslümanlar da biraz dağıldılar. Peygamber Efendimiz'i öldü sandılar filan…

O zaman müşrikler müslümanların ölülerine, öldüğü halde çok işkence yaptılar. Kulaklarını, burunlarını kestiler. Kimisi bunları boynuna gerdanlık yaptı. O müslüman şehitlerin mübarek vücutlarını tanınmayacak hale getirdiler... Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de Hz. Ali Efendimiz'e onları kovalattırdı.

"Askeri birlikle git peşlerinden!"

Sonunda da mağlup gibi değil onları kaçırtmış gibi oldular. Mekke'ye doğru kovalattırdı. Kureyşliler defolup gittikten sonra baktı ki mübarek amcasının vücudu kesilmiş, ciğeri çıkartılmış, kulakları vs. kesilmiş, çok çirkin şeyler yapılmış... Cenazelere, meyyitlerin mübarek vücutlarına, tecavüzler olmuş, parça parça kesmişler;

"Ben de bunları elime geçirirsem, bunların yaptıklarının bu kadarını ben de onlara yapacağım!" dedi. O zaman âyet-i kerîme indi:

Ve in âkabtüm fe âkiku bi-misli mâ ûkibtüm bihî ve le in sabertüm le-hüve hayrun li's-sâbirîne.

"Eğer size bir haksızlık yapılırsa siz de o haksızlığın mukabili kadar onlara o haksızlığın karşılığını verebilirsiniz; ama sabrederseniz elbette o sabredenler için daha iyi olur!"

Yolunu gösterdi. Peygamber Efendimiz 70 kişiye öyle yapacağını kararlaştırmışken, bu hususta yemin etmişken yemininin kefaretini verdi, yeminini yerine getirmedi, kendisini düzenledi.

Bu neyi gösteriyor?

Kur'ân-ı Kerîm'in emri gelince Resûlullah Efendimiz'in derhal tavrını ona göre ayarladığını gösteriyor. Çok mühim bir olay bu. Biz de Kur'ân-ı Kerîm'i okuyunca kendimizi ayarlayabilmeliyiz. Bunun için de mânasını anlamamız lazım, sevgili kardeşlerim. Tabi herkesin dinî ilimleri öğrenmesi kolay olmuyor. Yıllarca dinî ilimleri okumuş bir kimseye bir sohbette Arapça bir şey okudum;

"Hadi bakalım, buyur tercümesini sen yap." Dedim.

"Aman hocam…" dedi, elini kaldırdı, "Hayır." dedi yanaşmadı.

Neden?

Kolay değil! Bir insanın dinî ilimleri öğrenmesi, okunan bir şeyi izah edecek seviyeye yükselmesi kolay değil de ondan.

O zaman ne olur?

Bilenler anlatır, bilmeyenler de dinlemek üzere onların etraflarında toplanır.

Bizim kürsümüz İslâm Edebiyatı kürsüsüydü, bu münasebetle Anadolu'daki edebiyatın geçmiş asırlardaki devrelerini, eserlerini incelerdik. Görüyoruz, oradaki bazı kitaplar meclis meclis yazılmış. Meclis meclis demek; bir mecliste bir miktarı okunmak, öteki mecliste geriye kalan öteki miktarı okunmak üzere hazırlanmış demek.

Bu neyi gösteriyordu?

Anadolu'da ecdadımız, anlaşılan, o mübarek gecelerde -kış gecelerinde, yaz gecelerinde- çalışmadıkları zamanlarda okuyorlardı. Camilerinin kenarında herhalde toplantı odaları vardı, bazı köylerde bunları görüyoruz. Ocağa atıyorlardı odunları çatır çatır yanarken, ortalık ısınmışken dinî kitapların bölümlerini, bir mecliste okunacak bölümlerine kadar okuyup öğreniyorlardı. Bu çok güzel bir şey. Şimdi bu âdetlerin yerine yirminci yüzyılda başka âdetler geldi. Bizim çağımızda da televizyon geldi, evimizin başköşesine kuruldu. Şimdi herkes televizyonun sohbetini dinliyor.

Tabi iyi televizyon kanalını dinlerse iyi sohbette bulunmuş oluyor, sevap kazanıyor, güzel şeyler öğreniyor. Ahlâk bozucu filmler, ahlâkı dejenere edici, aile yuvasını yıkıcı filmler vs. halkımızın üzerinde tahribat yapıyor.

Bazen televizyon da seyredilmeli; belgesel filmler var, haberler, yorumlar, çeşitli bilgiler var… Kıymetli bir kutu. Bu televizyonun içinde çok kıymetli bilgiler oluyor ve insan istifade edebiliyor. Ama bu ne kadar kıymetli olursa olsun bir de bu hadisleri, Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini, dinimizin bilgilerini öğrenecek meclisler olmalı. Belki güzel televizyonlarla [kanallarla] bu güzel Kur'ân-ı Kerîm'i öğretme meclisleri -seansları, saatleri, programları diyelim- inşaallah eski o cami kenarındaki mübarek ilim meclislerinin, sohbetlerinin yerini tutar. Gene insanlar güzel şeyler öğrenir.

Bunları öğrenecek sistemleri televizyonlarımızda inşaallah kurarız. Öyle olmadığı takdirde de alimlere rica etmelisiniz, onlardan Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin açıklamasını istemelisiniz. Her gün birkaç âyet-i kerîmeyi öğrenerek Kur'ân-ı Kerîm hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Tamam; bu bir. Ondan sonra da bu bilgilere göre hemen kendinizi ayarlamalısınız.

Peygamber Efendimiz'in de; "70 müşrikin cesedine bu durumu yapacağım, intikam alacağım!" derken böyle yapmaması âyetle bildirilince hemen vazgeçtiği gibi, Kur'ân-ı Kerîm âyetlerine göre kendisini hemen ayarladığı gibi hepimizin Kur'ân-ı Kerîme uymayı böylece, bu kadar canlı bir şekilde yürütmemiz uygulamamız lazım.

Aziz ve sevgili dinleyiciler.

Belki sözü uzattım ama bu güzel bir noktaydı. İnşaallah bunları da uygularız.

Allahu Teâlâ hazretleri bizlere, çoluk çocuğumuza merhamet eylesin. Bizleri bütün insanlara karşı merhametli eylesin. Öyle böyle biraz latifeci, tatlı, sevimli, herkesin yüzünü güldüren, gönlünü hoş eden bir aile ferdi eylesin ve ahlâkımızı Kur'ân-ı Kerîm eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini okuyup, oralardan çıkartılacak dersleri alıp, onu hayatımıza uygulayıp ahlâkımızı ona göre düzeltmeyi nasip eylesin. Böylece rızasını kazanan kullardan eylesin. Olgun, velî, mahbub, makbul, zarif, ârif, kâmil kullardan olmayı nasip etsin. Huzuruna da sevdiği, razı olduğu kulları olarak yüzü ak, alnı açık varıp cennetiyle, cemaliyle müşerref olmayı cümlemize, cümlenize; sevdiklerinize, yakınlarınıza, dostlarınıza temenni ettiklerinize nasip eylesin.

es Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA